Çin ve Hindistan’ın Geleceği
Demografik değişimler dünyanın en kalabalık iki ülkesini de değiştireceğe benziyor.
Çin ve Hindistan son 10 yılda ekonomik olarak büyük atılım gösterdiler, fakat RAND Corporation’ın çalışmasına göre eğer bu refah artışını kalıcı hale getirmek istiyorlarsa o zaman yaşam standartları, alt-yapı ve demografik değişimler gibi önemli konuları ele almaları gerekecek. Bu konuda RAND Corp. tarafından çıkarılan 2025 raporuna göre Çin ve Hindistan, nüfus büyümesi, ekonomi, bilim, teknoloji, savunma ve diğer alanlarda karşılaştırmalı değerlendirilmiş.
Rapor bu iki ülkenin dünya sahnesindeki rolünün gösterecekleri gelişimlerden ve birbirleri arasındaki rekabet ve işbirliği faktörlerinden etkileneceğini belirtiyor.
Rapora göre Hindistan’ın iş gücü gıpta edilecek derecede genç ve çok hızlı büyüyor. Nüfusu eğer Çin’in nüfus artış hızının 2 katı olarak devam ederse 2028’e kadar Çin nüfusunu geçmesi bekleniyor. Ve daha ilginç olanı Çin nüfusu 2050’den sonra küçülürken Hindistan’ınkinin hala büyümeye devam edeceği düşüncesi.
Bu nüfus avantajını iyi kullanabilmek için Hindistan’ın kadınlar için hem eğitim sistemini geliştirmesi hem de kariyer fırsatlarını arttırması gerekiyor. Ayrıca yaşam standartları ve sağlık kalitesinde de iyileşme göstermesi gerekiyor ki genç nüfus başka ülkelere göç etmesin.
Hint nüfusunun bu demografik değişimi ister gelecekteki ekonomik büyüme için bir dinamo olsun isterse de bir felaket, şurası gerçek ki Hindistan, girişimci, inovatif, rekabetçi ve açık pazar ekonomisinin sağlamış olduğu üretken istihdam fırsatlarıyla orantılı olarak bir sonuç elde edecek.
2025 raporunda Çin’in şu anda teknolojik olarak iyi bir durumda olduğu ve ayrıca eğitimli bir iş gücüne sahip olduğu belirtilmiş. Bu hızla devam ederse Gayri Safi Milli Hasıla olarak 2025 yılına kadar Hindistan’ı geçmeye devam edeceğini öngörebiliriz. Lakin Çin’in yaşlı nüfusu sayısı çoğu endüstri ülkesinde olmadığı kadar hızlı artıyor. Bunun yanı sıra Çin geniş kapsamlı bir sosyal güvenlik mekanizmasına veya emeklilik sistemine sahip değil. Bu durumda eninde sonunda yaşlı emeklileri çalışan nüfusa bağlı olmaya daha fazla itiyor.
Yaşlanan nüfusun hızla artması ülkede sağlık masraflarının da sürdürülebilir seviyelerin üzerine çıkmasına neden oluyor. 2000-2006 yılları arasında ülkedeki sağlık harcamaları neredeyse iki katına çıkmış. Hindistan’ınki Çin’e kıyasla daha küçük bir artış göstermiş ama %50’de büyük bir oran sayılır. Dolayısıyla her iki ülkenin sağlık harcamalarının giderek artması bekleniyor ama Çin’in harcamaları daha çok olacağa benziyor.
Rapor Çin ile ilgili başka bir noktaya daha değiniyor. Rapora göre Çin’in gelecekteki demografik değişimi ekonomik gelişim için zorluklar oluşturuyor. En azından Hindistan’a kıyasla yönetmesi daha zor olan bir durum ortaya çıkarıyor.
RAND Corp.’un kıdemli ekonomistlerinden Julie DaVanzo Çin’in çalışan nüfusunun emeklilik birikimi yapması için kolaylıklar sağlanması gerektiğini söylüyor. Böylece yaşlı nüfusun geçim yükü devlete veya akrabalarına bırakılmadan kendi birikimleriyle karşılanabilir diyor. Çünkü şu anda kadın iş gücü yaşlı akrabalarına bakmak için işlerinden istifa etmek durumunda kalıyorlar.
Bilinenin aksine DaVanzo bu konuda Çin’li liderlere ailelerin daha fazla çoçuk sahibi olmasını desteklemesini tavsiye ediyor. Ama bu yalnızca Çin için uzun vadede bir çözüm olabilir, kısa vadede değil. Çünkü bugün doğacak bebekler önümüzdeki 20 sene iş gücüne katılamayacaklar.
Hindistan da ise tam tersi bir durum var. Onlar da gittikçe gençleşen nüfusundan dolayı endişe etmeli. RAND yazarlarından Wolf Jr. bu konuda bir noktaya dikkat çekiyor ve hem Çin hem de Hindistan’ın çalışan nüfüsunun %65-%70’ini erkeklerin oluşturduğunu söylüyor. Tabi buradaki esas soru bu genç kitlenin en zekilerinin ileride başka ülkelere göç edip etmeyecekleri sorusu olarak akıllara geliyor.
Wolf’ün değerlendirmesine göre Hindistan hızla artan genç nüfus için yüksek ücretler ödeyen daha çok iş fırsatı yaratmak zorunda. Çin ise demografisindeki bu değişimleri daha düşük maliyetlerle teknoloji de üretkenlikte ve yönetimde yüksek seviyeleri yakalayarak aşabilir diyor. Böylece çalışanlar daha çok ekipmana ve daha yeni teknolojilere kavuşacak ve böylece genç nüfustaki azalış trendi dengelenebilecek.
Wolf hangi ülkenin bir diğerine üstün geleceğini bilmediklerini belirtiyor. “Her ikisi de kendi güçlüklerine sahip ve bu durum daha sert bir ekonomik ve politik mücadeleyi beraberinde getirecektir. Eğer rekabet konusunda ihtiyatlı davranılırsa bu durum karşılıklı işbirliğinin de oluşmasına yol açacaktır.”
Savunma harcamaları konusunda ise ne Çin’in ne de Hindistan’ın ciddi bir artış göstermesi beklenmiyor. 2009-2010 yılları arasında Çin’in savunma harcamalarındaki artış oranı %15’den %7.5’e gerilerken 2011’de yeniden artış gösteriyor.
Çin’in çevresel problemler, toplumsal istikrar ve diğer talep edilen haklar konusunda kendi içinde oldukça problemli olduğunu görüyoruz. Bu nedenle Çin’in daha fazla savunma harcamasını içeren bir politika gütmesinin beklenmediği ifade ediliyor.
Hindistan ise savunma harcamalarını ortalama bir seviyede arttırmış ve buna devam edeceği de belli oluyor. Ama Hint hükümeti de savunma için daha öncesinde ayırmış olduğu bütün parayı harcamamayı tercih ediyor.
Kaynak: “China and India, 2025: A Comparative Assessment” by Charles Wolf et al., RAND, www.rand.org, and interviews with Wolf, Julie DaVanzo, and Eric V. Larson.
Çeviren: Can Uludağ
canuludag@gmail.com

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder